11/5/2008 - Bardaklara dolduruyorum sensizliği...Rengi... Beyaz...!!!

Yokluğunun Rengi Beyaz “tüketilmemiş bir aşka dair”

gelişini bana yaz diyordun ya... ellerim buz, tenimde ayaz neye deysem, nereye gitsem yokluğun beyaz
 uzun sürdü yüreğimdeki kış uzatsam ellerimi, eski bir otel odasından sesimi bulabilir misin bunca eskitilmişliğin arasından

çarşaflara seriyorum sensizliği, sürahideki su kadar eskimiş ayrılığımız dönüşsüz gitmeler iklimindeyiz nedensiz bu ağlamalar
 zaman, yokluğunu büyütüyor, kapanmamış bir yara da... yorulmuş bir güneş gibi gözlerin

kirpiklerinde şarapsı sarhoşluk bakmasam düşecekler, ıslak bir ikindi vaktine sorgusuz ince bir ney sesi gönül hânemde
 bardaklara dolduruyorum sensizliği
rengi... beyaz...
 Ben camım mavi konakta Her yağmurda damlaların yüzümü okşadığı camım Kışın rüzgarda bir tarafım donar, Bir tarafım sobaya bakar

Ben camım kırılmamış henüz İnsanların içerisini görmek için baktıları gözüm Rüzgarda titrerim, fırtınada sallanırım Ama yıkılmam hiçbir zaman, kırılmam

Soğuk bir kış günü diğer tarafta konuşursun Buğulanır bir tarafım, görmeye aciz kalır herşeyi Ama bilirim orda olduklarını Ağacın rüzgarda savrulduğunu ama yıkılmadığını Denizin denizden çıksa da suyu geri döndüğünü bilirim
 Ben kırılmam kolay kolay Ne zaman sevdam bitse bu dünyada Rüzgar alır mavi konak,
Yağmur alır penceresinden

Sonra yeni cam takılır mavi konağa,
Lekesiz ve saf Sevda yine biter,
Cam yine düşer paramparça olur Yenisi gelir lekesiz olur 
|
|
Yorum
(0) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
11/5/2008 - GÜZEL ANNELER...ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...
 Benim Annem
 Benim annem vatan gibidir
Kucağında sarar bizi
Benim annem bir ırmak gibidir
Akar ve akar hep duru hep berrak
Benim annem bir dağ gibidir
O kadar yüce o kadar pak,
 Benim annem toprak gibidir
Eli buğday kokar, ekmek kokar, aş kokar
Benim annem bahar gibidir
Güldüğünde çiçekler açar

Benim annem gece gibidir
Kararınca hava sarar bizi usul usul
Benim annem göğe yıldızlar saçar
Annemin başında uğur böcekleri uçar, hep uçar
 Benim annem zaman gibidir
Onunla doğar onunla başlar hayat
Benim annem can gibidir
Ağlayan her bebek onda bulur şefkat

Benim annem sevgidir
Umutsuzluğa güneş gibi doğar
Onda bulduğum bu tek hakikat,
 Benim annem gül gibidir
Babam kokar, kardeşim kokar, süt kokar

Benim annem berekettir
Onda her şey çoğalır artar
Benim annem derya gibidir
Bağrında nice sırlar tutar

Benim annem denizdir mavi yakamozlar saçar
Dev dalgalar kabarır coşar
Benim annem melektir
Uçar, uçar ve hep uçar.

Serkan Ökçe

|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
10/5/2008 - Gel..! Yitik bir bahar düşüyor kirpiklerimden...

Sen Benden Hiç Gitmedin

Sen beni terk ettiğinden beri İkiyüzyetmiş defa doğdu güneş -battı ay!! -geçti bir kış -soldu yapraklar ve geldi geçiyor bir bahar!!
 Sen benden gittiğin gün Ana rahmine düşen çocuklar Şimdi gözlerini açtı dünyaya Bir yaşım daha yaklaştı, ağustos iki adım! Sensiz bin yaşlanmışlığım yaz’a merhaba dedi Susma artık!
 Bu yıl kızım okula başlıyor Ne çabuk geçti yıllar Elleri, gözleri ne çabuk büyüdü Ne çabuk beline indi saçlar

Hiçbir şeyi unutmuyor çocuklar Adını adımla yan yana yazmayı öğrettim İnadına ilk senin adın!! Minik elleri kalem tutuyor Ve her çocuk gibi çiçeklere şiir yazıyor
 Bilmiyorsun belki Sen gittiğinden beri Gözlerime daha dikkatli bakıyor Senden kalan hüznüme dokunuyor

Yüzümü iki avucunun içine alıyor Üzülme-döner baba diyor!! Sonra neden gitti – diye soruyor Onu bilmediğini bildiği halde Çocuk işte-inadına soruyor!!
 Bazen aklıma geldiğinde Nefes borum tıkanıyor Damarlarım şişiyor Ve bir baş dönmesi Onun yanında ağlamak istemiyorum Bahaneden sütünü ısıtıyorum / yatıyor Sonra rahatça ağlayabiliyorum sessiz

Çoğu zaman kandırıyor beni.. Gözlerini kapatıp uyuyor gibi yapıyor Oysa pür dikkat beni dinliyor

Sessiz ağlarken burnu akar ya insanın İşte o sesi duyduğunda kalkıp yanıma geliyor Yakalanıyorum!! Baba- ağlama diyor-peki kızım diyorum O bile inanmıyor!!
 Sensiz hiçbir akşamım yok bu şehirde Kaldırımlarda kalan ayak izlerimiz Yüzümün ortasında gülümsemen Rüzgarın bana taşıdığı kokun Hala burun ucumda Hala parmaklarımda avuçlarındaki ıslaklık Tek ömür yaşamadım sensiz!! Susma artık!!
 Geride kalan dünlerin Hesabını veremem sana İçimde sakladığım sevdamı Yeşillendirebilirim kuru bir dal ucunda Unutmadım köklerime akıttığın yaşları Hatırındır / vebalindir Düşlerimden bir intihar tablosu çizemeyişim Susma artık!!
 Özledim seni kara gözlüm / özledim İlk gittiğin günden beri büyüyorsun içimde Çok zaman oldu Sende ben de yorulduk Bir ses ver suskunluğa Susma artık!!
 Cesaretim yok Sesin dışındakileri duymaya Kırılan gururuna merhem sevdam sadece Kinini, hırsını, içinde biriken her şeyi Yüzüme kus Susma artık!!
 Gel ! Yitik bir bahar düşüyor kirpiklerimden Haziran gülleri öksüz kalmasın Gel, susma artık...!!
 Levent Saral
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
9/5/2008 - İyi Geceler Hayat Bugünde Seni Yaşayamadım...
İyi Geceler Hayat
Bugünde Seni Yaşayamadım
 Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın Her şeye yeniden başlayacağım. İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne, İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil, Yarın.
 Yarın başlangıcı olacak hayatımın, Gözlerimi açıp,´´Merhaba´´ diyeceğim hayata. Ben de varım artık Ölümüne sevgi yarışına.
 İlk kez göreceğim annemi yarın. Sarılacağım ona,sevgimi haykıracağım. Ama şimdi değil,yarın.
 Yarın umutlarım tanışacak İstasyonlarla,terminallerle Birer birer yolculuğa çıkacaklar. Bavulları mı? Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın.
 Unutmuş olacağım seni yarın. Seninle kurduğum bütün hayaller Silinmiş olacak zihnimden Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın.
 Yok olacak uyandığımda mazi. Eflatunlar saracak etrafımı, Pembe düşler misafir gelecek bana, El sallayacağız beraber karanlığa.
 Her gün bunlarla avutuyorum kendimi. Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara. Ama olmuyor. Silinmiyor kalpteki yara. Bağlanmışken yürek geçmişe, Umut besleyemiyor gözler geleceğe.
 İyi geceler hayat! Bugün de seni yaşayamadım affet, Ama belki yarın, Yarın.........
|
|
Yorum
(0) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
7/5/2008 - Mevsimlerden bahar, belki de suçlu o..!

Mevsimlerden Bahardı
Yorgunum..!
 Biraz
dinlen diyorsun, nasıl? Yağmur yağıyor, damlaların camdan aşağı süzülüşü
bile kederli. Sessizliğin sesine kulak vermeyeli çok olmuş . Dokunmak
gelmiyor içimden sevinçli günlerin hafızamdaki görüntüsüne. Solmuş
çiçeklerim var aklımda. Bahçem belki de uzun zamandır bu kadar
küskün. Zafiyet geçiren tutkularım var şimdi. Zafiyetlerimi
sevemem.
 Kum
saatlerindeki milyonlarca kum tanesinden biriymişçesine, akıyorum vaktimi
doldurmak için. Vakit dolmak bilmiyor!
 Keşfetmek için çıktığım bu sonuz yolculukta, neler keşfettiğimi sormak
isteyenlerin, yüzümde gördükleri bunca keder, onlara susmaları gerektiğini
hatırlatıyor. Susmak içli bir tını bu sabah; ciğerlerim de
yankılanıyor!
 Börülcelerim var aklımda, hatmilerim, eskitemediklerim var... Neden
eskimeye başladıklarını bilmek istiyorum. Neden?
 Yorgunum
gerçekten!
Tik tak sesleri arasında akrebin yelkovana aşkı takılıyor
gözüme. Bu kadar çabaya rağmen arada bir kovuşmaları ve aynı
heyecanlar koşturup durmaları ne kadar anlamlı!
  Yazmayı
özlemişim, yazmaktan vakit bulmazdım aşka, şimdi aşktan yazmaya vakit yok,
oysa aşk için yazılacak bunca şey varken, neden bu
yorgunluk!
Mevsimlerden bahar, belki de suçlu o!
 Suç
denilen şey,
karanlıkta bulur yüreğindeki gökkuşağını.
Her yağmurun ardından sarılır yakasına, sevmez umutlarımı.
Fıtratındadır bezginlik insanoğlunun.
Yaşadığına kanaat etmezde, nedenlerine takılıverir. Neden daha iyisi
olmadığına...
 Aşka
tutulurda, aşkı sorgular aşka rağmen. Bulunamayanların en başında yer alan ne
varsa, elde edince değersiz gelir; adı insan olanlara.
   Veryansın
eder benim gibi. Takılır eksiklerine...
 Mevsimlerden
baharda olsa, suçlu bir türlü bulunamaz.



|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
|